Türkiye Bilişim Sektörü Derneği

Erkin Fındık: Sektörde Standardizasyon ve Birliktelik Şart

Tübider tarafından 3 Ekim 2012 tarihinde yayınlandı.

Tübider Başkanı Erkin FINDIK ile yaptığımız söyleyişide sektörün sorunlarını ve Tübider’in faaliyetlerini sizler için sorduk.

Sn. FINDIK, kısaca bize TÜBİDER’i tanıtır mısınız?
TÜBİDER 1999 yılında bilişim sektöründe bir meslek örgütü olarak kuruldu. Temel kuruluş amacı bilişim sektörünün bayi sorunlarına çare bulmaktı, ama zaman içinde sektörün tüm kanallarından üyelerimiz oldu. Şu anda 650 civarında üyemiz var. Bunlar içerisinde küçük çaplı firmalar, KOBİ’ler olduğu gibi, sektörün büyük oyuncuları olan Microsoft, TTNet, HP, Toshiba gibi firmalar da var. Merkezimiz İstanbul’da olmakla beraber bunun dışında 3 ilde şubemiz 4 ilde temsilciliklerimiz var. Ana faaliyetlerimizi şu şekilde sıralayabiliriz.

• Bilişim sektöründe haksız rekabeti engellenmesi için yürütülen faaliyetler; yurtiçinde etiketlenen ürünlerin etiket değerlerinin gerçeğe uyup uymadığını sürekli olarak bir kontrol eden Piyasa Gözetim komisyonu adlı bir komisyonumuz var. Bazı ürün gamlarında sektöre hakim ithalatçılar ile etiket değerlerinin nasıl olması gerektiği yönünde protokoller yapmış bulunmaktayız.

• Mesleki standartların oluşturulması için yapılan faaliyetler ; Bilişim sektöründe faaliyet gösteren firmaların gerekli yeterliliğe sahip olmasını ve yeterliliğin ölçütü olarak işletmelerinde en az bir sertifikalı veya konusunda eğitim alış kişinin çalışmasını zorunlu kılan, ayrıca standart hizmetler için asgari ücret tarifesinin yasal olarak kullanılmasını sağlayacak Sektör Birliği adlı bir projemiz var.

• Sektörün ihtiyacı olan mesleki eğitimler veriyoruz.

• Farkındalık çalışmaları yapıyoruz. Pek çok ilde sektörvizyon adı altında çalışmalar, toplantılar düzenliyoruz. Özellikle sektördeki bilişim şirketlerinin katma-değer üretmesi için çalışıyoruz. Zincir mağazaların pazarda tuttuğu yerin farkındayız ve bilişim firmalarının hangi alanda öne çıkacaklarına dair toplantılar düzenliyoruz. TÜBİDER olarak sektör içindeki tüm kanallarla ilgiliyiz.

Ortak bir dil oluşturmak için standartlarla ilgili bir çalışma yapıyorsunuz, Bunları hangi kanallarla yapıyorsunuz, örneğin BTK (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu)  ile çalışmalarınız nelerdir? 

Öncelikle sektörün en önemli derdinin mesleki standartların olmayışının olduğunu düşünüyoruz. Her isteyen bilişim şirketi açabiliyor, tamamıyla kontrolsüz. Bir bakkalın camında bilgisayara format atılır yazısını görebilirsiniz, sonuçta bu işi hakkıyla yapmaya çalışanlar bu işten zarar görüyor. Bunu çözmek için mutlaka bir standardizasyon çalışması yapılmalı. BTK özellikle Telekom sektöründe çok etkin denetimler yapıyor. Kamu’da bizim sektörü regule eden kurum BTK, fakat kurum BT tarafında Telekom’la kıyaslandığında sektörü henüz yeni tanıyor, ihtiyaçların analiz edilmesi ve buna yönelik adımların atılması zaman alacaktır. BTK’nın STK’lar ile yoğun bir iletişim içinde olması ise çok sevindirici. Artık kamu kurumlarından çok rahat randevular alıp derdimizi anlatabiliyoruz, onlar da bu dertlerimizi çözmeye çalışıyorlar. Dolayısıyla gidişatı çok olumlu görüyorum.

Mesleki yeterlilik kurumu 2006’da kuruldu. 2010 itibariyle de bilişim sektörü ile ilgili de çalışmalar yapacaklar. TÜBİDER burada da etkin bir rol aldı. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Biraz önce bahsettiğim sorunları çözebilmek için öncelikle bir mesleki standardizasyon olması lazım. Bizim sektörümüz tek bir meslek grubuna hitap etmiyor. 19 farklı
mesleğe hitap ediyor. Bu konuda Mesleki Yeterlilik Kurumu da çok ciddi çalışmalar yapmaya başladı. Bilişim sektöründe yapılması planlanan çalışmaların koordinasyonu da İTO’ya verildi. TÜBİDER olarak bu çalışmalarda çok etkin rol aldık. Başlangıçta 30’un üzerinde belirlenen meslek sayısı 19’a indi. Bu mesleklerin standartlarını oluşturma konusunda Mesleki Yeterlilik Kurumu’nun öncülüğünde çalışmalar başladı ve biz de kurum olarak meslek standartları konusunda yetki aldık. TÜBİDER olarak bahsettiğimiz 19 meslekten 2’sinde test merkezi kurmak için çalışma başlattık. Mesleki yeterlilik açısından akredite olabilirsek, vereceğimiz sertifikalarla mesleğin icrası açısından büyük bir iş başarmış olacağız, hedefimiz bu. Örneğin MYK’dan alınmış sertifikaya sahip birini işe başlattığınızda çalışanın SSK-işveren payını devlet ödüyor. Eğer kişiyi yeni işe almışsanız bu destek birkaç sene sürüyor. İki mesleğe ait 5 yeterlilik seviyesinde standardizasyon çalışması tamamlandı ve resmi gazete de yayınlanıp yürürlüğe girdi. Diğer mesleklerle ilgili çalışmaları da diğer bilişim STK’ları ile işbirliği içinde 2012 senesi içerinde bitireceğiz. Mesleki standardizasyon çalışmalarına paralel olarak sektörün, standart hizmetler için asgari ücret tarifesinin yasal olarak kullanılmasını sağlayacak, sektörün yasal standartlarının tanımlandığı, her işletmenin asgari bir sertifikalı eleman çalıştırmasını zorunlu kılacak, bilişim sektöründe faaliyet gösteren tüm firmaların üye olacağı yasal bir meslek örgütüne kavuşmasını istiyoruz.

Eskiden çok sayıda sertifikalar veriliyordu, bunun diğerlerinden farkı ne olacak? Üniversitelerden mezunlar var, diğer kurumlardan sertifika alanlar var. Buradaki geçişi nasıl sağlayacaksınız?

Okullarda verilen meslek eğitimlerini alanların bu sertifikaya ihtiyacı olmayacak, her meslek için 3 ile 8 arasında belirlenmiş seviyeler var. Mühendislik veya teknikerlik eğitimi de bir seviye ile tanımlanıyor, örneğin 8. seviye doktora yapılmış olmasını gerektiriyor. Vereceğimiz sertifikalarda da mühendis veya tekniker gibi tanımlar olmayacak, Bilgisayar Donanım Elemanı, Ağ Teknolojileri Elemanı gibi ifadeler olacak. AB’ye uyum çerçevesinde belirlenmiş meslekler bunlar. MYK (Mesleki Yeterlilik Kurumu) bizden şunu istiyor; sizin sektörde hangi seviyelerde hangi meslekler var? Bunun tanımının yapılması lazım. Sertifikaların gerekliliği konusuna gelirsek; bizim mesleği icra edebilmeleri için bu belge gerekli olacak. Örneğin yazılım şirketi kurmanız için bir yazılım mühendisi çalıştırıyor olmanız gerekecek yada şirkette sadece alaylı insanlar çalışıyorsa bir tane de ilgili meslek dalında sertifikalı bir çalışan olması gerekecek.

Test merkezinde ne tür uygulamalar olacak, ne tür testlerden geçilecek? Testler sonucunda alınacak sertifikalar ne işe yarayacak?

İnternet ortamında çalışan bulut bilişim temelli bir test sistemi çalışacak. Şu anda ülkemizde de faaliyet gösteren global sınav merkezlerinde olan sistemler nasılsa bizimki de aynı olacak, hatta daha güvenli ve daha ileri seviyede teknoloji kullanımı olacak diyebiliriz. İlk olarak, her bir meslek grubu için 3000 tane soru hazırlıyoruz. İlk etapta yaklaşık 10 ilde test merkezi olacak, kamera önünde, öğrenci karşısına çıkan soruları cevaplayacak. Bu testlerin sonucunda başarılı olan kişiler ilgili mesleği icra etmelerini sağlayacak sertifikalarını alacaklar. Mesleki sertifikasyonu sağladıktan sonra bir sonraki aşamada kanuna dayalı bir Sektör Birliği oluşturmak istiyoruz. Burada Sektör Birliği ifadesini sembolik bir isim olarak kullanıyoruz, çok fazla mesleği içinde barındıran bir sektör olduğumuz için bir oda olamıyoruz. Biz şuna kesin olarak inanıyoruz; eğer kanuna dayalı ve üyeliğin de zorunlu olduğu bir yapı kurmazsak ne sektörün envanterinin takibi olur ne de hizmet tarifesi olur. Sektör Birliği yapısı içinde yazılım şirketleri ayrı, donanım şirketleri ayrı olarak ele alınacak. Eğer bu tür şirketler kurmak istiyorsanız, kendi sektör grubunuzdan sertifikalı en az bir kişi istihdam etmeniz ve ilgili kanuni yapıya üye olmanız gerekecek. Dolayısıyla sektörün envanteri tutulmuş olacak. Böyle bir yapıda standardize edilebilen hizmetlerin bir tarifesini oluşturmak ve uygulamak da mümkün olacak. Bu da sektörün özellikle hizmet tarafındaki gelirlerinin ve sektörün isdihdama olan katkısının artmasını sağlayacaktır.

TÜBİDER’in diğer STK’lar ile birlikte yürüttüğü çalışmalar hakkında neler söylemek istersiniz?

Sektör Birliği projesini tüm Bilişim STK’larına anlattık, projenin hep birlikte ele alınması gerektiğini ifade ederek, projeye destek veren STK’lardan temsilcilerin katılımı ile 2010 yılı sonunda bir çalışma grubu oluşturduk. Bu çalışma grubu bir kanun taslağı oluşturdu. Bu taslak BTK ile paylaşıldı. Daha sonra TOBB’da bu konuya
dahil oldu ve bu yapılanmanın ayrı bir oluşum değil TOBB çatısı altında olmasını önerdiler. Biz “icra yeteneği olan bir durumda olmak istiyoruz, TOBB’daki Sektör
Meclislerinin icra imkanı yok sadece istişare yapılabiliyor” dedik. Daha sonra TOBB’da bulunan Sigorta Acenteleri Meclisi’nin diğer meclislerden farklı olarak özel bir kanuna dayalı ve icra yeteneği olan bir meclis olduğu ve ilgili kanun çerçevesinde kendi aldığı kararları uygulayabildiği ifade edildi ve aynısının TOBB’un altında bilişim sektörü içinde yapılması önerildi. Bu konuyu halen diğer STK’lar ile değerlendiriyoruz. Hem Donanım hem de Yazılım Meclisi için düşünülüyor bu konu. Kısa bir süre içinde de bir sonuca ulaşmayı ümit ediyoruz. Ülkemizde bütün STK’lar kendi üyelerinin istekleri doğrultusunda hareket ettikleri ve çoğu projede ayrı hareket ettikleri için ne yazık ki sesimiz pek gür çıkmıyor. Sektörün stratejik bir sektör ilan edilmesi bizim için çok önemli olmasına rağmen henüz o şekilde bir karar alınmasını sağlayamadık. Birlikte hareket etmezsek geride kalıyoruz. Bir de Türkiye’de bölünerek çoğalma yöntemi var, birlikte büyüme örneği çok az sektörümüzde. Sektör birliği bu parçalanmaları engellemek açısından da çok önemli.

Türkiye’de bilişim’in stratejik bir sektör olması için alınması gereken önlemler ve önerileriniz nelerdir? 

Tabi ilk başta stratejik sektör olarak ilan edilmeli ve yazılım tarafındaki teşviklerin artması lazım. En azından yerli yazılımdaki KDV’nin azaltılması çok yardımcı olur.
Bir diğer konu yerinde AR-GE konusu, 50’nin üzerinde ar-ge çalışanı isdihdam ettiğiniz takdirde birçok muafiyetten yararlanabiliyorsunuz. Ama bu yapı yazılım sektöründe uygun değil. Türkiye’deki yazılım şirketlerinin büyüklüğü itibariyle 50 tane ar-ge elemanı çalıştırması nerede ise mümkün değil. Bu durum yazılım üreticilerinin AR-GE kapsamındaki teşvikler için teknoparklara yönelmesine yol açıyor, fakat teknoparkların kiraları çok yüksek ve lokasyon olarak şehir merkezine
çok uzak noktalarda. Dolayısıyla yerinde AR-GE için gerekli tutulan eleman sayısının gerçekçi bir sayıya çekilmesi yazılım üreticileri için çok önemli bir teşvik olacaktır.

You must be logged in to post a comment.